Dönüp ardıma baktığımda gördüklerimi hiçbir zaman anlatamayacağımın farkındayım. Kimse alışkın değil hissettiklerime. Ben karayım kimine göre. Lanetliyim, garibim. Ben farklıyım. Susturulmuş, bastırılmış duygularım yok. Yağmalanmış hayallerim var, ama çalıntı bir gençliğim yok. Sere serpe uzanıp kumsallarda geçirebildiğim bir vaktim yok. Sabahına yaşlı gözlerle girdiğim günlerin sayısını duvarlarıma çentik düşmüyorum artık, sıkıldım her gece.

Sayıların gizemini arar oldum, rakamlardan ümidimi kestiğimde. Suçsuzluğumu açıklamak adına değil de haklılığımı ortaya koymak için yaptığım konuşmaların ardından duyduğum yüzyıllık yalnızlıkların uğultusu kulaklarımda. Önyargılardan arınmış aşkların kahramanını arıyor sözlerim. Vadideki zambağın peşinde dolanmıyorum artık. Umudum yitirilmiş bir cennette…

*

Kapıdan içeri girdim. Botlarımın bağlarını çözdüm, çıkarıp kapının ardına yere serdiğim gazetenin üstüne koydum. Gazete bir anda sular içerisinde kalmıştı. Botlarıma yapışan kar parçaları evin sıcaklığından bir anda eriyivermişti. Atkımı, beremi hemen çıkardım. Montumu yatağımın üzerine bıraktım. Gözlerim NONO’yu arıyordu. Sinirliydim.

“Biliyor musun NONO, insanlarda hiç saygı kalmamış. Yollar ıslak, bu apaçık belli. Son model bir araba durağın önünden hızlıca geçti ve son halim şekilde görüldüğü gibi.”

“Gülmesene, neden gülüyorsun? Çok mu komik bu halim? Beni anlamıyorsun NONO. Anlamıyorsun.”

Aklımın gidip geldiğini hissettiğim çok zaman olmuştur. Çoğu zaman düşüncelerimi toparlayamadığımdan şikâyet ededurdum. İçimden gelen o kadar fazla söz olmasına karşın, ben sessizliği seçtim. Sanırım gözüm korkmuştu birçoğundan, birçok şeyden, her şeyden… Geçmişe dair anlatılası hikâyelerimin olduğunu biliyorum, lakin ne zaman, her hangi bir vesile ile anlatmaya çalışsam birbiri ardına patlıyor beynimde sancılar, susuyorum. Geleceğin adını umut koyduğumdan beri NONO, hiç dönüp bakmadım ardıma. Hiç düşünmedim tek başıma kalışlarımı. Hiç düşünmedim bir kedi gibi sokağa atılışımı. Olsun, bu da geçer dedim çoğunda.

*

Doluyum NONO. Senin içimi ısıtacak şefkatine ihtiyacım var. Yoksa buz keseceğim. Hadi ışıklarımızı kapayalım. Odamızı mumlar aydınlatsın. Etrafa farklı kokular yayılsın. Bir düşün içinde kaybolalım, düş olalım…

Yok mu, bizden başka mutluluğu düşünen, yok mu NONO?

Kıskanılası bir söz söylemek isterdim

Hiç kimsenin duymadığı daha önce

Hiç kimsenin bir başkasına söylemediği.

Lakin sana layık değil NONO,

Virane sokakların ardına düştüğümüzden beri

İzdüşümü hayalleri paylaşıyoruz.

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir