Hayır, hayır, asla başaramayacağız. Asla üstesinden gelemeyeceğiz bu kadar zorluğun. Kaybedeceğiz, tüm mücadelemiz boşa gidecek.

Olmaz, yenilemeyiz.

Eğer biz kaybedersek, bizden sonrakiler ne yapacak?

Hiç güneş doğmayacak mı bir daha?

Camın önünde karın lapa lapa yağışını dört gözle bekleyen küçük çocuğa nasıl anlatacağız yenildiğimizi?

Nasıl tarif edeceğiz bizi sabırsızlıkla bekleyen kırlangıçlara kaybettiğimizi?

Dayanmalıyız NONO, direnmeliyiz. Yılmamalıyız.

Biliyorum önümüze çok şeyler sunacaklar. Kötüyü cezp edici kılacaklar, ama ne olur aldanma onlara. Elinin tersi ile it. Eğer sen aldanırsan ben biterim, ben tükenirim.

Söz vermiştik birbirimize, adımızı buğulu camlara yazarak. Asla silinmeyecek demiştik. Eğer biz yılarsak, isimlerimiz nasıl ayakta kalır? Biz inanmazsak, isimlerimiz nasıl dik durur? İnan bana NONO, inan. Bitecek bu zorluklar ve güneşli bir sabaha açarken gözlerimizi, ardımızda kalan anılar olarak göreceğiz bu zorlukları.

Hadi sokul bana ve bir bütün olarak yürüyelim. Bir çemberin içinde sıkıştık kaldık. Kafanı fazla yukarı kaldırma NONO, uzaklara bakma. Önümüze bakıp güçlü adımlarla ilerlemeliyiz.

Bütün bir vücut olarak yürüyorduk. Adımımızı attığımız yerde bir yeşillik oluşuyordu, fakat etrafımız kapkaranlıktı. Her an, her yerden bir kötülük gelebilirdi. Tetikteydik. Ne yandan gelirse gelsin, biz çarpışacaktık. İlk önce içimize düşen korku ile yüzleştik. Belki de en büyük düşmanımızdı içimizdeki korku. Hiçbir silah kullanamazdık, hiçbir yoldaşımız olamazdı. Ben sana baktım, sen benden gözlerini kaçırdın. Birkaç saniye bekledik. Geçen her dakikada daha fazla kararıyordu etrafımız.

Benim aklım durduğunda, bacaklarımdaki dermanım kesildiğinde, tek dayanağım oluyordun NONO. Hiç konuşmadan, hiç kımıldamadan sadece birbirimizin yanında olduğumuzu bilmek yetiyordu ikimize.

Elimizden gelen tek bir şey vardı ve biz NONO ile onu yaptık. El ele tutuştuk. Önümüzü ardımızı saran karanlığa doğru tüm gücümüzle ve nefesimizle bağırdık.

“Bizi yıldıramayacaksın! Bizi asla ayıramayacaksın ve bir gün sevginin üstünlüğünü kabulleneceksin!”

Ağzımızdan çıkan kelimelerle birlikte, içimizi kemiren korkular da yerle bir oldu, bedenimizi terk etti. Yeniden doğmuş gibiydik. Sesimiz karanlığın içerisinde yayıldıkça, etrafımızı saran kasvet kayboldu. Bizi daraltan çember genişledi, yeşillikler tekrar belirdi. Dağ gülleri tekrar göründü, papatyalar gülümsedi. Lakin daha bitmemişti. Karanlığa ve kötülüğe karşı olan savaşımız yeni başlıyordu. Biz sadece içimizdeki korkuyu yenebilmiştik, benliğimizi temizlemiştik.

Şimdi sırada karanlıklar ve kötülükler var,

Korunun tüm düşmanlarım

Sizden korkmuyoruz!

NONO, ellerimden çok daha sıkı tuttu.

“Güç bizde artık…”

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir