Kelimelerin anlayabildiğimizden çok daha büyük bir güce sahip olduğunu hissediyorum. Çünkü kimi zaman bazı kelimeler üzerinde saatlerce düşünmeme rağmen tek bir anlam üzerinde karar kılamıyorum.

Bazen derin bir hüznün kıyısına sürüklenirken bazen mutluluk yokuşunu koşarak çıkıyorum. Fakat çoğu zaman bir yol ayrımında kalıp hangi yöne gitmem gerektiğini bulamadan korku ve umut arasında debelenmeye başlıyorum. Bir tarafta kalbim diğer yanda aklım, ikisi birden ruhumu daraltıyor. Bunalmaya başlıyorum. Sonra gecenin karanlığında bomboş sokaklarda ellerim ceplerimde dilimde bir türkü dolanıyorum.

Bazen aklımdan geçenler, dilime dolananlar ve kalbime düşenler birbirini tamamlıyor; o zaman kelimelerim değerleniyor.

Bazen korkularım, hayallerim ve ümitlerim birbirine karışıyor; o zaman hayatım değersizleşiyor.

Bazen uçurumlardan düşerken kalbimin genişliyor; o zaman kendime geliyorum.

Korku ve ümit arasında nefes alıyoruz. Ne zaman biri diğerinin önüne geçse dengemiz şaşıyor ve sendeliyoruz. Korkularımız sayesinde zorluklar karşısında yıkılmamayı, ümitvar olarak hayallerimizin peşinden koşmayı öğreniyoruz. Rabbim, yıkılmadan hayal kurabilmeyi nasip eyle!

*

Kelimelerden medet ummak, yalnızlığını kelimelerle geçiştirmek veya hayatına kelimeleri sözcü kılmak… Yazar hem olabildiğince açık sözlü hem de tuhaf biçimde gizemli olmak zorundadır. Çünkü uğraştığı işler fındıkkabuğunu doldurmaz ve bir o kadarda gündelik hayatın bir meşgalesi gibi görünse de zamanda yolculuklar yapabilir ve dilediği anı uzatabilir.

Yazar; dürüst olduğu kadar güvenilmezdir.

Yazar; karakterli olduğu kadar tekinsizdir.

Yazar: muhayyel olduğu kadar gerçektir.

Yazar; diplomatik olduğu kadar anarşisttir.

Yazar: ne kadar karmaşık görünse de aslında o kadar basittir.

Çünkü yazar, öznel bir hazzın  peşinde koşan, ardından atletleri koşturan tavşandır.

Ne yazdığının, ne hissettiğinin, ne düşlediğinin veya ne zaman yaşadığının bir önemi yoktur. Hatta yazdıklarının otobiyografik veya kurgusal olması hiçbir anlam ifade etmez. Çünkü zaman içinde zaten her şey bir kurguya dönüşecektir. Bu yüzden yazarın dünyasında var olan hayaller ile yazdığı gerçekler arasındaki bağ mutlak sıfır noktasına ulaşan tüm maddelerin durumu gibidir.

Yazar; buz dağının görünmeyen kısmını göstermeye çalışmaz. Onun yaptığı sadece bir buz dağının varlığını işaret etmektir. Sonrası okur ve karakter arasındaki ilişkinin derinliğine göre şekillenir. Fakat bu hikayenin bütününü kapsamaz. Çünkü hikaye; okur, karakter ve esrarengiz bir şekilde metnin içine gizlenen işaretlerle yazarında var olduğunu hissettirir ve bunun telif hakları ile sınırlandırılması imkansızdır.

Çünkü yazarın tek ümidi hikayenin içine gizlenen işaretlerde var olabileceğini ispatlamak ve tek korkusu unutulmaktır.

*

Ben yazarların okurları ile aralarında samimi bir ilişkilerinin olduğunu düşünüyorum. Fakat bu ilişkiyi güvensiz melankolik bir aşka benzetiyorum. Bir anda, birkaç kelime ile başlayan sonra büyük bir trajedi ile terk edilen ve dönemsel olarak gelgitler yaşatan. Kitaplığımdaki ‘Suç ve Ceza’ bu melankolik aşkın tipik örneği sanırım…

*

Devam Edecek…

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir