Evvel zaman içinde, çok uzak diyarlarda, aşılması imkânsız dağların ardında, kıvrım kıvrım kıvrılan patika yolların sonunda, kendi yağı ile kavrulan fakir bir köy varmış. Bu köyde bulunan 7 hanenin hepsinde dededen toruna, nineden gelinlik kıza kocaman bir aile yaşarmış. Yabancıların gelmediği bu köyde herkes herkesi tanırmış. Kimse gizli saklı işler çeviremezmiş.

Hanelerin biri köyün bütün çömleklerini yapan Çömlek ailesine aitmiş. Babadan oğula geçermiş çömlek ustalığı ve çok güzel çömlekler yaparlarmış.

Çömlek ailesinin dört çocuğu varmış. İlk üç kardeşin aralarında ikişer yaş farkı olduğundan üçü birlikte arkadaş gibi büyümüşler. Büyüdüklerinde babalarına yardım etmeye başlamışlar.

Ailenin en küçük çocuğu diğerleri gibi babasına yardım edemediği için çok üzülüyormuş. Ne zaman yardım etmek istese, kardeşleri “Sen daha küçüksün, yapamazsın, önce büyümen lazım.” diyorlarmış. Çocuk da bir an önce büyüyebilmek için Allah’a yalvarıyormuş.

Bir gün bu küçük kardeş, evlerinin yakınlarında oyun oynarken uzaklardan heybetli mi heybetli, yüzü kapkara bir adamın kendine doğru geldiğini görmüş. Çocuk adamı görünce korkmuş. Çünkü yabancılar bu köye gelemezmiş.

Heybetli adam çocuğun yanına yaklaşmış ve cebinden bir küçük şişe çıkarmış. “Korkma, senin için geldim. Sana zarar vermem, senin isteklerini yerine getireceğim.” demiş.

Çocuk adamın elindeki şişeyi görünce şaşırmış. “Benim için mi geldin ama ben sizi tanımıyorum ki!” demiş.

Adam çocuğun yanına iyice yaklaşmış ve sadece onun duyabileceği şekilde fısıldamış, “Ben seni tanıyorum. Bu şişinin içinde senin için bir iksir var. İksiri sana getirdim.”

Çocuk, “Ben bir iksir istemedim ki!” diye karşılık vermiş.

“Sen büyümek istemiyor musun? Bir an önce kardeşlerin gibi çömlek yapmayı öğrenmek ve onların arasına katılmak istemiyor musun?” diye sormuş heybetli adam.

“Evet, istiyorum, iksir şişesini hemen bana ver o zaman?” demiş çocuk.

Adam elini ve şişeyi geri çekmiş. Kaşlarını çatmış, “Şişeyi bu şekilde sana veremem, karşılığında bana ne verebilirsin?” diye sormuş.

Çocuk “Benim sana verecek neyim var ki?” diye karşılık vermiş adama.

Adam durmuş, etrafına bakınmış, sonra çocuğa doğru eğilerek, “Eğer hayallerini bu iksir şişesi karşılığında bana verirsen ben de sana bu şişeyi veririm ve isteğine bir an önce kavuşmuş olursun.” demiş.

Çocuk kabul etmiş. Adamın ondan ne istediğinin farkında değilmiş, önemsemiyormuş, “Ama hemen büyüyeceğim değil mi?” diye sormuş.

Cebinden bir küçük defter ve bir kurşun kalem çıkaran adam “Bu deftere bu kalemle birlikte hayallerini yaz. Sonra şişeyi sana vereceğim ve büyüyeceksin.” demiş.

Çocuk defteri ve kalemi eline almış ve hemen hayallerini yazmaya başlamış.

Heybetli adam, “Fakat buraya yazdığın hayaller artık benim olacak ve sen onlardan vazgeçeceksin!” demiş. “Bu yüzden çok dikkatli ol. Vazgeçemeyeceğin hayalleri yazma!”

Çocuk kafasını kaldırıp adama bakmış, birkaç saniye tereddüt etmiş, sonra hayallerini adamın verdiği deftere yazmaya devam etmiş.

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir