Bir şehrin kollarına sarılmış gibi, içimdeki sızı
Köşe bucak kaçmak istesem de olmuyor
Üzerime çevrilmiş bütün namlular
Dilimde aynı türkü, kalbimde aynı ağrı
Biliyorum, benliğime kazınan tüm kelimelerle
Tüm yeminlerimle.
Biliyorum. Aynı son bu
Yaşamak isteyip, isteyip vazgeçtiğim
Ah!

Öyle bir ah ile kollarına al beni.
Bütün korkularım kırılsın
Kan yürüsün umutlarıma
Yerden kesilsin çığlıklarım
Huzur bulsun ruhun.

Aynı coşku, aynı tasa
Hep aynı kalalım, bitmesin bu acı kahkaha
Ne olur, varlığımı sapladığım o hançerle
O kelime dağarcığımdaki pişkinlikle
Seslen bütün hücrelerime
Sorma, neden bu gözyaşı, acı, kalp ağrısı
Sonra

Bul!
Labirentte kaybolan bir tarla faresi
Karanlığı bekleyen bir kemirgen
Sonsuzluğu düşleyen bir ses
Ve kafası uçurumlardan düşerken,
Bedeni bir ipin ucunda asılı kalan hüzün

Çık!
Bu kadarmış isyanım.
Küllerinden yeniden doğmayı bekleyen
Hatırımdaki tek bacaklı
Yapbozun kaybolan parçası.
Varlığımı emanet etmeyi çok isterdim oysa…

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir