ahilik-nedir-660x320

Kültür ve medeniyet kavramları üzerine, kişisel bir uyarlama…

Sosyal hayatımızdan iş dünyasına, uluslararası ilişkilerimizden tarihi geçmişimize kadar geniş bir alanda meramımızı ifade edebilmek için sıkça kullandığımız iki kelime var, medeniyet ve kültür. Peki, bu kavramlar tam olarak neyi ifade ediyor ya da biz bu kavramları kullanarak hangi derdimize çare arıyoruz? Bir medeniyet tasavvuru ne demek? Kültürel yozlaşma nasıl oluyor?

Medeniyet ve kültür kelimelerini çoğu zaman aynı manaya geliyormuş gibi kullanıyoruz. Fakat bu iki kelimenin ifade ettiği kavramlar birbirlerinden çok farklı. Yüzyıllardır, bu iki kelimenin ne anlama geldiği çeşitli mecralarda tartışma konusu olmuş.

Medeniyetin öneminden bahsedenler ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çalışanlarla kültürel mirasımıza sahip çıkamadığımızı ve değerlerimizi sonraki kuşaklara aktaramadığımızı düşünenler arasında kalıyorum.

Medeniyet ulaşılmaya çalışılan bir hedef gibi görünürken kültür kaybetmeye başladığımız bir cevher gibi görünüyor. Birbirini tamamladığını düşündüğümüz bu iki kavram aslında birbirini yok etmeye çalışan iki düşman. Kültür kalbin bir meyvesiyken medeniyet aklın bir ürünü olarak karşımda duruyor. Başka bir deyişle medeniyet evrenselliği ifade ederken kültür hususiyeti ve yerelliği ifade ediyor.

İlk kez Fransız iktisatçı Victor Riqueti Mirabeau tarafından kullanılan medeniyetin yıllar içinde bu kadar değerli bir kavram haline dönüşeceğini herhalde kimse tahmin edemezdi! Tanzimat döneminden itibaren bizim de zihin dünyamıza giren bu kelime, en basit şekliyle, ‘uygarlık’ demek.

Uygarlık, barbarlığa(!) karşı uygarlık.

Medeniyet kelimesi çıkış noktasından ve daha sonraki gelişim sürecinden de anlaşılacağı üzere fikri, fiziki, siyasi ve ekonomik evrensel bir düzeni ifade etmekle birlikte merkeze avrupa’yı, bize göre Batı’yı, alan bir düşünce sistemi.

Bir bakıma medeniyet; Avrupalı olmayan toplumların geri kalmışlığını ifade edebilmek ve Avrupa sömürgeciliğini meşrulaştırmak için elverişli ve masum bir şemsiyeden ibarettir.

Medeniyetin kriterleri nelerdir?

Bilim, teknoloji ve sanayi de gelişmiş olmak medeniyet için yeterli midir, yoksa dini, ahlaki ve estetik düşünceye ihtiyaç var mıdır?

Peki ya aynı manaya geldiğini düşündüğümüz kültür neyi ifade ediyor?

Kültürü, basit olarak toplumlarım geçmişten günümüze oluşturdukları bütün maddi ve manevi değerler ile sonraki kuşaklara bırakılan mirası olarak tanımlayabiliriz. Günlük yaşantımızdaki hal ve tavırlarımızdan tutun da yaşadığımız şehirlerdeki estetiğe kadar her şey kültürümüzün ulaştığı noktayı bizlere göstermektedir.

Mehmet Akif’in İstiklal Marşımızda neden ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ şeklinde bir mısraya yer vermiş? Mehmet Akif gibi yabancı dil bilen entelektüel bir düşünürün canavar olarak nitelendirdiği medeniyeti bizler yeniden nasıl inşa edeceğiz?

Herhalde bu sorunun cevabı kelimelerinin ardına saklanmış durumda. Dönüp ardımızda bıraktığımız eserlere baktığımızda sahip olduğumuz birikimi ve mirası görebiliriz. İşte o zaman da kültürümüzün bizleri hangi noktalara taşıyabileceğini anlarız.

“Ne batıyı tanıyoruz ne doğuyu; en az tanıdığımız ise kendimiz…” diye düşüncelerimi özetliyor Cemil Meriç, kültürümüze sahip çıkamadığımız ve yozlaşmasına göz yumduğumuz müddetçe hangi yöne gitsek yabancıyız.

 

0 Yorumlar

  1. Her vatandaş Cümle mühendisi benzeri “Dil Mühendisi” olmalı ki kültür korunup medeniyetin cazibe merkezi olunsun.


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir