Nereden başlayacağımı, hangisini önceleyeceğimi ve birbirine karıştırmadan nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Aslında işin özünde toparlanma, değişim ve farklılaşma gibi kavramlar üzerinden hareket etmeyi düşünmüştüm. Fakat sonrasında Nakliyecinin ağzından çıkan bir cümle ile düşüncelerimi değiştirdim ve en özet şekliyle taşınmanın bende bıraktığı etkiyi yazmak istedim.

Konuya nasıl giriş yapacağımı biliyorum. Öncelikle taşınma kelimesinin hayatıma ne zaman girdiğini anlatmalıyım.

Sanıyorum, beş yaşında idim. Böyle yazınca aklım biran karışıverdi. Alper Kamu geldi aklıma. Bilinçaltı bu olsa gerek zaman içinde etkilendiklerimiz ve etkilediklerimiz arasında kalıyoruz. Bir şekilde ortaya çıkıveriyor işte. Neyse. Taşınma kelimesi ile tanıştığımda beş yaşındaydım. Bir sabah uyandığımda annem evimizdeki eşyaları toparlamaya başlamıştı. Ben ne olduğunu anlayamadan etrafta dolanıyordum. Evin içinde hummalı bir çalışma vardı. Sonra bir kamyonun kasasında yaptığım o yolculuğu hiç unutamıyorum. Abimin kolları arasında başımı yukarı kaldırınca rüzgâr saçlarımı dalgalandırır ve gözlerim sulanırdı. Çok eğlenceliydi.

O yolculuğun sonunda hayatımın en önemli duraklarından birine geldiğimi bilmiyordum. “İşte buraya taşınıyoruz,” demişti babam ve elimden tutarak beni kocaman bir bahçenin içindeki üç katlı ahşap evin içine sokuvermişti.

O gün taşınmanın çok ama çok güzel bir şey olduğunu düşünmüştüm.

Daha sonra 5 yıl sonra bir daha, 3 yıl sonra bir daha, bir daha derken üniversite yıllarıma kadar çeşitli taşınma anıları biriktirdim. Bu dönem içinde fark ettiğim en önemli şey, taşınma çocukken güzel sonrasında hep zulüm gibi.

35 yaşındayım ve şu günlerde iki çocuklu bir aile babası olarak yine taşınmaya karar verdik. Önce bulabildiğimiz kadar koli bulduk. Evin içindeki tüm ıvır zıvırı bu kolilere düzenli bir şekilde doldurmaya çalıştık. Fakat burada benim dikkatimi eşyalarla kurduğumuz etkileşim çekmişti. Özellikle de kitaplar ile kurduğumuz bağlantı.

Zamanın birinde yaşadığım bir anıyı bir kitapların üzerine efsunlu bir şekilde kazımışım. O kitapları kolilere tıkıştırırken sanki anılarımı bir yerlere tıkıştırıyormuşum gibi hissettim. Bu kitabı geçen yıl okudum, hava çok soğuktu ve saatlerce otobüs beklemiştim. Bu kitabı geçen baharda Mustafa hediye etmişti. Bunu kitap fuarından indirimde diye almıştım ama daha okuma fırsatı bulamadım. Bak bu sahaflardan elime geçmişti, üzerine onlarca farklı anı biriktirerek benim olmuştu.

Sonra bunların önemli veya değil şeklinde sıralamak gerekiyordu. Fakat ya hepsi önemliydi ya da hiçbiri. Çünkü her birinin içine gizlenen bir anı varken nasıl bir ayrım yapabilirdim?

Taşınma; aslında anılarını, geçmişini, karakterini bir yerden başka bir yere götürme gibi geliyor ve en zoru tüm bunları bir arada yüklenebilmenin imkânsız oluşu. Anılarını omuzlandığında geçmişin altında eziliyorsun. Karakterini bir yerlere tıkıştırıp gizli saklı götürmeye kalkıştığında mutlaka fark ediliyorsun ve vazgeçmek zorunda kalıyoruz. Vazgeçemediğin zaman ise taşınamıyorsun.

Tabi bu arada toparlanma işleri bitince bir nakliyeci ayarlamak zorunda kalıyorsun.

“Şey, bu hafta sonu taşınacağım?”

“Kaç oda sizin ev? Kaçıncı kat? Eşyalarını götüreceğimiz yer kaçıncı kat? Asansör kullanacak mıyız?”

“Şey, benim öyle pek eşyam yok taşıyacak ama biraz koli var, kitap kolisi…”

“Oturma grubu nasıl? Yatak odası takımı kaç kapılı? Beyaz eşya kaç tane?”

Ne derdimi anlatabildim. Ne sorularına cevap bulabildim. Verdiğim cevaplar benim için önemliydi fakat karşımda hiçbir mana teşkil etmedi.

“Abi sizin meslek ne Allah aşkına, bu kadar koliyi hiç bir evde taşımadım. Başka eşya yok. Hep koli hep koli…

“Yazarım ben.”

“Bütün yazdıklarını bu kolilere mi doldurdun?”

“Yok, bunlar okuduklarım.”

“ALLAH yazar evi taşımaktan korusun…”

Sonra mı? Sonrası işin en zorlu tarafı. Nakliyecinin taşıma işlemi üfleyerek püfleyerek bitti. Şimdi anılarını, geçmişini ve karakterini yeniden etrafa saçma zamanı. Hangisi önemliydi?

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir