safranbolu-kent-muzesi.jpgBazen kelimelerime, düşüncelerime hâkim olamadığımı fark ediyorum. Öyle ki, çaresiz kalıp bir başıma eski bir Safranbolu evinin küçük bir odasında sokak lambasının aydınlatması ile okuduğum kitaplar geliyor aklıma…

Bir an zaman ve mekân kayboluyor. Daha dün gibi, değil, bugün gibi, belki birkaç saniye önce yaşanmış veya yaşanacak gibi her şey taptaze, her şey yeni, bütün anılar sıcak. Ellerim on altı yaşında bir çocuk, sakallarım yok, yüreğim lekesiz…

Okuduğum kitabın gizli dünyasında öyle bir kaybolmuşum ki annemin odaya girdiğini dahi fark etmiyorum.

“Sabah okula gidemeyeceksin! Uyu artık.”

Sonra farklı bir sahne canlanıyor gözlerimin önünde, güneşin kavurduğu bir öğle vakti elma ağacının altına uzanmış geleceği düşünüyorum. Lise yıllarımı, üniversiteyi ve sonrasını…

Hangi mesleği seçeceğime karar veremiyorum.

Sonra aradan yıllar yıllar geçiyor. Sanki dün gibi, değil, bugün belki de birkaç saniye önce yaşanmış veya yaşanacak gibi. Sakallarım var.

Kaybolur hayatın tarifsiz ahengi, zaman bir tablodur, düşer duvarlardan…

Bana ne olduğunun farkına varamıyorum. Annem yanı başımdaki sandalyede oturuyor. Radyodan yükselen güzel bir türkü var.

“Yıllar önce, ben daha 16 yaşımdayken bu türküyü söylerdim, çok hoşuma giderdi.”

Annem sanki benimle konuşmuyordu. Kendine bir şeyler söylüyordu.

“Aradan geçen yıllarda kim bilir bu türküyü kimler kimler dinledi, kimler kimler söyledi…”

Annem ile göz göze geliyoruz. Sanırım yine yıllar öncesine bir anıya yolculuğa çıkacağız. Herkes kendi zamanına, mekânına…

Türküler kanunlardan çok daha kıymetlidir.

Türküler sinesinde hasreti barındırır.

Türküler koca bir yaşanmışlıktır…

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=yk8ipeEwUvg&w=560&h=315]

 

0 Yorumlar

  1. Muazzam bir türküymüş 🍂
    Bir Trakyalı olarak, bizim oralara ait olduğunu öğrendiğim bu türküye neden daha önce rastlamadığıma şaştım. Teşekkürler bizi bu güzel ezgiyle buluşturduğunuz için…


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir