Hikayeleri oluşturan parçalar üzerine düşünmek son günlerde içimdeki sıkılmışlığa çare oluyor. Yazar, kurgu, okuyucu, olay, üslup, analiz, tür ve daha farklı her ne varsa ayrı ayrı ele almak istiyorum. Bunu yaparken aklımın odalarında bir raf sistemi kurup her birini kendi içinde tasniflemek ve o tasniflenen düşüncelerin içeriklerini olur olmaz konuşmak istiyorum.

Dostoyevski, Rus hikayeciliğini tanımlamak için bir tek cümle söylemekle yetiniyor ve o cümlenin ardından biz tüm birikimimizle yürüyoruz.

“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.”

Daha bu cümleyi duymadan çok zaman önce Gogol’un kısa ve bir o kadar etkileyici hikayesi Palto’yu okumuştum. Fakat o ilk okuyuşumda dünya edebiyatının önemli bir parçasının bu hikaye üzerine inşa edildiğini anlayamamıştım. Basit bir üslup üzerine tahmin edilebilir bir kurgu ile okur üzerinde toplum ve düzen kavramlarına dair bir etki bırakıyordu. Sonra bu cümle ile karşılaştım ve ardından Palto’yu farklı çevirilerden farklı zamanlarda defalarca okudum. Her okuduğumda da ruhumda ilk seferkinden değişik bir etki bıraktı. Sanki her okuyuşumda ilk defa okuyordum ve Akaki Akakiyeviç ile baştan tanışıyordum.

Benim basit olarak gördüğüm bu hikayenin kendi içinde bir bilinmezliği vardı. Okur hikayenin ilk cümlesi ile bir önyargıya sahip olur ama sonrasında gelen her cümle ile bu yargıyı değiştirir. Yazarın mahareti burada ortaya çıkar.

Eğer bir yazar aurasındaki birikimi kelimeleri ile okurun dünyasına bırakmaya çalışırsa hata yapar ve hiçbir zaman yaptığı bu hatayı hissedemez. Yazarın yazarken düşlediği ve kelimelerle oluşturduğu kurgu ile okurun okurken hayal ettiği olay örgüsü hiçbir zaman aynı değil. Yoksa ben Palto’yu sıcak havalarda dahi üzerime alamazdım.

Yazar farkında değil belki ama hikaye kurmak istemesinin altında okurun üzerinde karmaşık bir etki bırakmak ister.

Gizem, merak, heyecan, bilinmezlik…

Bilinenin, tahmin edilenin, en derinindeki bilinmeme hissi ve tahmin edilemeyenin en derinindekini bilme hazzı arasında çok benzer bir duygu yaşarız. Her zaman bilinmeyen ilgimizi çeker ve ister gerçek hayatta olsun, ister kurguda ters köşe olduğumuz için devam ederiz.

Hikayeden ne bekliyoruz? Bildiğimizi bize yeniden söylemesini mi? Yoksa hiç bilmediğimiz bir evrendeki bir olay ve kişi hakkında yeni bir şeyler öğrenmeyi mi?

Kalabalık bir caddede yürümeye çalışan bir adamın dikkatini uzaklarda bir şey çeker. Garip görünümlü bir adam kendisine bakıyordur. Adam şaşırır. Çünkü kalabalığın içinde o garip görünümlü adam hiç kimsenin dikkatini çekmez ve herkes koşuşturmacaya devam etmektedir. Adam ne yapacağını bilemez. Yürümeye istemsizce devam eder. Garip görünümlü adamda aynı şekilde ona yaklaşmaktadır.

Bir yazar için bu paragrafın içine gizlenen bir sürü ipucu olabilir. Fakat bir okur için bir tek nokta vardır. O garip görünümlü adam kim?

Okur kurgunun içine gizlenen ipuçlarını takip etmek yerine kurgunun varacağı noktayı düşler ve her cümlede kendi hayallerini ortaya çıkarır. Aslında bir hikaye her okurun elinde farklı bir kurguya dönüşür. Mekanlar farklılaşır, zaman akar, karakterler değişir. Okur kendi kurgusunu yazamaz ama bir yazarın kurgusu ile hayal edebilir. Tam da bu noktada hikayenin kalıcılığı ortaya çıkar. Fakat asıl vurucu nokta daha gelmemiştir. Her okur o son vurucu noktanın hayali ile cümleleri okumaya ve kendi hayalini yaşamaya devam eder.

İşte hikayenin bilinmezliği ve tahmin edilemez olanın cazibesi bizi kendine çeker.

Adam yürümeye devam eder. Aynı şekilde garip görünümlü adam da ona yaklaşır. Birkaç adım sonra adam gülümsemeye başlar. Kalabalığın içinde yaşadığı garipliği başka bir şekilde ifade edemez. Çünkü karşısında duran bir billboard ekranındaki kendi yansımasıdır. Dalgınlığı ve düşünceleri onu şaşırtmıştır. Adam kendi görüntüsünü tanıyamamıştır.

Hikayelerin kurgusallığı ile gerçekliği arasındaki ilişkinin sınırına doğru yürümek istiyorum. Hangi noktadan sonra kalıcılık ortaya çıkar ve edebi kavramını bünyesine çeker?

 

 

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir