Güneşin doğuşu, güneşin batışı…

Sabah uyanma, akşam yatma…

Baharın gelişi, kışın gelişi…

Doğum tarihi, ölüm tarihi…

Bütün bu kavramlar bir başlangıç ve bitiş için seçilmiş. İkisi arasında geçen süreye de zaman diyoruz. Zamanın hikmeti, zamanın değeri, zamanın boşluğu veya zamanın ruhu her ne dersek diyelim; zaman kavramı bir şekilde dilimize pelesenk oluyor.

Niyetim, Newton ve Einstein teoremleri üzerinden bir tanımlamaya girerek zamanın mekandan bağımsızlığı veya sürekliliği üzerine bir makale yazmak değil. Çünkü, ben bakış açımda zaman hikayeni bir öğesi ve beynimi kurcalayan bir tek soru var.

Hikâyenin zamanı hangisidir; yazıldığı mı, anlattığı mı, okunduğu mu?

1900’lü yılların ortalarında bir yazar 1000 yıl öncesinde yaşanmış gibi bir hikaye kurgular. (Bu hikaye ister geçmişte gerçekten yaşanmış ve yazar tarafından yazılmış olsun, ister tepeden tırnağa fantastik bir kurgu olsun. Fark etmez.) o hikaye yazılır yazılmaz okurları tarafından pek rağbet görmez. Fakat 100 yıl sonra bir okur o hikayeyi çok beğenir ve kendini hikayenin bir parçası olarak düşler. Sonra başka bir okur, başka bir okur, başka bir okur, derken hikaye elden ele dolaşır ve okunur. Tüm bu okumalarda hikayenin zamanı hep başlar ve sonunda biter.

Bana göre, hikaye için bir zaman kavramı geliştirilse de bu kavram farklı şekillerde değerlendirilmelidir. Zaman, ya da zaman diyerek anlatmaya çalıştığım hikayenin kurgusu için uydurulan  mekanın eşliği ve hikayenin devamlılığı için geçerli olan sürekliliği bulunmayan kavram, her neyse, hikayenin başlayabilmesi ve girişi yani hikayenin nasıl anlatılacağına dair bir kolaylıktan ibarettir. Zamanın bunun dışında pek bir ehemmiyeti yoktur.

Nasıl, neden, niçin sorularına cevap bulmaya çalışırken öncelikle ne zaman sorusu aklımıza gelir ve ne zamanın cevabını üstün körü bulunca nasıl, neden ve niçin sorularına geçeriz.

Bu başlığın toparlanması gerekiyor, farkındayım.

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir