Çoğu zaman, hiç bitmeyeceğini düşünüyorum hikâyemin ve hep umutlu olacağını hayal ediyorum kahramanlarımın. Başını yaslayabilecekleri hiçbir dost bulamasalar da, bir başına kalsalar da, onları özgür kılmak istiyorum. Kıvrımlı yollar çizsem de önlerine, kestirmelerden haberdar olmalarını diliyorum. Sevdikleri var mutlaka, biliyorum. Onlar için beğenecekleri bir son kurguluyorum. Her şeyin kalpte başladığını biliyor ve bedensel zevklerin gelip geçici olduğunu düşünüyorum. Kahramanlarımın yaşamında gündelik kaygılar yok, insanlara zulmetme düşüncesi, üstünlük merhalesi, bencillik hissi. Hiçbiri yok benim kahramanlarımın hayatlarında. Onlar insanı seviyor, korkuyorlar incitmekten bir karıncayı, ağlıyorlar elinden şekeri alınmış bir çocuk gördüklerinde, küçük şeylerden mutlu oluyorlar… 

Kahramanlarım, düşler kuruyor, hayaller ile gerçeği birbirine karıştırıyor ve özenilesi bir hayat yaşıyor.

Bir hikâyeye kahraman olmak veya gerçek hayatta doğru düzgün bir baltaya sap olamadan ömrünü tüketmek! Hangisi daha yaşanılası?

Kalbi kırık bir adamın son isteği ne olabilir hayattan?

Bütün bir ömrünü bir hiç uğruna harcadıktan sonra, dönüp ardına baktığında hiçbir şey görememek nasıl bir histir ki?

Sallanan bir koltukta bir başıma oturmuş, ellerimin soğukluğunu bacaklarımın arasına sokarak geçiriyorum zamanımı. “Yaşadığım yalnızlık hissini tanımlayabilir misin?”

Kahramanım olur musun? 

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir