Ne zaman ve nasıl başladı bu hikâye? Bilmiyorum. ¯\_(ツ)_/¯

Kelimelerin ardına gizlenen efsun hangi ara düştü kalbime? Bilmiyorum. ¯\_(ツ)_/¯

 Aklımın odalarında saklanan cümleleri nasıl sobeledim? Bilmiyorum. ¯\_(ツ)_/¯

Kimdim ben? Onu zaten bilmiyorum. Belki bir yazar. 🙂

Hayaller dünyasının anahtarını elime kim tutuşturdu? O söylenir mi hiç 🙂

img_0058İnanın bu soruların hiçbirine cevap verebilecek bir halde değilim. Çünkü ne öncesini ne sonrasını ne de yaşadığım andaki gizemi biliyorum. Fakat her bir kelime, karakter ve mekân sanki bir yerlere gizlenmişte hayatın içinde yapboz parçaları gibi karşıma çıkıvermiş gibi. Kendimi hikayenin bir parçası gibi görmek istiyorum bazen, bazense olabildiğince uzaktan bakarak “Hımm…” diyerek notlar tutmak istiyorum. Ama en çok okumayı seviyorum.

Bu hikâyenin adından, konusundan ve karakterlerinden önce içimde  sadece bir şey vardı. Ceviz Ağacı. Belki de tüm bu düşleri o ağacın altında biriktirdim. O ağaç çocukluğumun simgesiydi. Hikayenin en kısa özetiydi.

Yaklaşık 14 yıl önce bir gün alelade bir kitabın sayfalarına birkaç satırlık notlar yazıyordum. Sonra kalbimde bir his uyandı ve o notları bir araya getirdim. Ardından önüme düşen hikâyenin adını mırıldandım: Hayallerine Sahip Çıkimg_3557

Sonra çok sular aktı bu köprünün altından yıllar içinde yazmaya hep devam ettim.

İlk olarak Elif ve Eser’in Hayaller Dünyasına nasıl kavuştuklarını yazdım. Çok garip bir duyguydu. Var olduğunu bildiğim bir hikâyenin herhangi bir yerinden ama başlangıç için olması gereken bir bölümdü. Laf aramızda, o bölümü sonraları çok farklılaştırdım. İğde Ağacı, Yaramaz ve daha niceleri o bölüme sıkışıp kalmışlardı. Hayaller Dünyası ben buradayım der gibiydi o bölümde. Adeta sayfanın sınırlarını aşıyor ve etrafa saçılıyordu. Buna engel olmadım…

Ardından, bir noktada düzenli hareket etmem gerektiğini hissettim ve hikayenin olmazsa olmazlarını yaptım. Ne mi?

Okudum. Yıllarca hikâyeyi aklımda taşıyarak okudum. Doluya koydum olmadı. Boşa çıkardım olmadı. Bu arada da yazdıkça yazıyor, bir çıkılmaz girdabın içine çekiliyordum.

Çok masumsun, dedim kendime bir ara ve bir not yazdım. Ardından da sıra ile tüm karakterlerimi belirledim.

Hikâyeyi çok iyi biliyordum. Hikâye beni biliyordu. Fakat an be an uzayıp gidiyordu…

İşte böyle başladı hikayenin ardı…

İlk bölümden okumak ister misin?

Efsunlu bir hikaye bu, hikaye içinde hikaye, hayal içinde hayal var. Kimi gerçekten öte, kimi sahi mi sahi…

Oku işte. Öylece…

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir