(2019)

Ne zaman oldu bütün bu yaşananalar; kalbim ile aklım, ruhum ile bedenim, gerçekler ile hayallerim arasında geçen otuz dört yılsonunda vardığım yer neresi?

Sanırım 13 yaşındaydım. Evimizin bahçesinde elimde bir kitap ile oturuyordum. Mevsimlerden bahardı. Biran önce büyümek, kendi ayaklarım üstünde durmak ve koşmak istiyordum. Zaman geçmek bilmiyordu. Hiç büyüyemeyeceğimi hissediyordum…

Sonra nasıl oldu bilmiyorum, bugüne ulaştım. Yolun yarısı dedikleri yerdeyim…

Ne düşünmem gerekiyor, nasıl hissetmem gerekiyor, bilmiyorum. Kalbim huzurlu. Reyyan ve Civanmert’in babası, Elif’in eşi… Rabbim bugünü gösterdin bana şükürler olsun…

Gün batınca hayallerimle, gün doğunca gerçeklerimle yüz yüze kalıyorum. Neden, niçin, nasıl gibi sorular sormayacağım kendime. Şükürler olsun Rabbim… Bugüne erdirdin beni…

Şimdi son bir heyecanla yürüyorum, heybemde hala hayaller biriktiriyorum. Kelimeler alıp, kelimeler satıyorum. Ben bir cümle mühendisiyim. Şükürler olsun Rabbim… Kalbime huzur verdin…

Bugün sekiz nisan 2019. Yolun yarısını ardımda bıraktım. Fakat hiç büyümedim. Kırık dökük kelimelerimle hayallerime sahip çıkıyorum. Şükürler olsun Rabbim… Kahrında hoş Lütfunda…  

*

(2006)

Okul sıralarında masmavi bir önlük içinde boyundan büyük fikirler üreten ve Cuma ile hayata uzak bir adadan bakan, gülünecek zamanlarda ağlayan, mutlu olduğunda ne yapacağını bilemeyen, iki abi sayesinde erken yaşta Ferdi ile tanışan, hafta sonları bütün lig maçlarını radyodan cızırtılarla dinleyen ve hayaller kuran bir çocuk… Saçları öncesinde sarı sonrasında siyaha çalan…

*

(2007)

Bu yıl annemin bana doğum günümü hatırlatmasını ne kadar çok isterdim, ama şimdi yalnızım, odamda, karanlıkta, sessiz, düşünceli…

*

(2008)

Kapı aralık unutulur, belki bir sonraki girmek ister diye…

Gözler uzağa bakar, belki bir çift göz görür diye…

Yağmur taşlara da yağar, belki bir damla  yumuşar diye…

Ve

Ölüm insana da gelir, belki sonsuzluğu hayal eder diye…

*

(2009)

Kestirme yolları kullanıyorum yine, ah…

Söylemek istediğim ama söyleyemediğim öyle çok şey var ki,

Konuşsam, kimse anlamayacak beni

Sussam, zaten susuyorum.

Bir yer var, her gece düşlerime giriyor.

Ben o yeri bulmaya çalışıyorum.

İnsanlar, neden korkuyorsunuz…

Yine sonunu bulamadı bu yazı,

İyi ki doğdun Adem.

İyi ki varsın…

Umut et ki gelecek yıl da var olasın…

*

(2010)

Kelimelerin arasında kalıyorum,

Hangisini seçsem diğerleri küsüyor

Olmuyor, içim el vermiyor

Cümlelerim her halükarda, eksik kalıyor.

Bugün sekiz Nisan

Bugün benim doğum günüm

Bugün ölümüme bir gün daha yaklaştım

Bugün mutluyum

Dün de mutluydum

Yarın da mutlu olacağım

Yanımda sen olduğun sürece…

/şey, düşler kursam ve onlarla yaşasam. Kelimelerin anlamları arasında bir yer edinsem kendime ve bir gece fısıldasam, düştü her şey diye, çok mu olurum…/

*

(2011)

Gözlerimi kapatıp saatlerce düşünmek istiyorum.

Kimse rahatsız etmesin beni,

Kimse dokunmasın kalbime,

Var olduğum günden bu yana neler yaşadıysam

Neleri biriktirdiysem kolilere

İşte hepsi burada…

Salıncakta sallanmayı seven çocuk, ne çabuk büyüdün sen…

Hayallerini piknik sepetinde taşıyan çocuk

Hiç bakma ardına koş,

Ardında yüksek binalar, lüks arabalar, spotlar

Önünde masmavi gökyüzü, yemyeşil bir dünya

Sen arafta.

Yürü be çocuk, ardına bakma

Ne bekliyorsun öyle ulu orta.

Neler kaçırdığının farkında değil misin?

*

(2012)

Hiç kimse konuşmasın şimdi

Kelimeler saklı kalsın heybende

Ve hayallere inanan bir çocuk belirsin

Düşlerinde,

Kalbine sor,

Neresindeyim hayatın diye!

Cevaplar ara

Ve dinle sonra.

Mevsim değişti şimdi,

Yağmurlar dindi, çiçekler açtı, leylekler geri geldi.

Bir tek sen eksiksin!

Mevsim bahar.

Hoş geldin, dünyaya hoş geldin Adem.

Doğum günün kutlu olsun!!!

*

(2013)

Büyük, devasa bir gerçeklik duruyor önümde.

Keşke kestirme yolları olsaydı, aklımın odalarının.

İşte her zamanki terane, her zamanki ben

Ters mi dönmüş dünya, yoksa yine mi ben…

Bütün yazılanların, kelimelerin hatırına

Gelen baharın, cemrelerin hatırına

Yalnızlığın hatırına, paylaşmanın hatırına

Bugün senin doğum günün Adem,

Bugün 8 Nisan 2013,

Ve iyi ki doğdun Adem,

İyi ki…

*

(2014)

İşte böyle bir gün 8 Nisan, doğum günün kutlu olsun Adem.

Elif’ine tutun ve Reyyan’ın çocukluğunda kendini bul.

Mevsim bahar, çiçekler ağaca durdu. Leylekler geri geldi.

Yaşamak zor bir zanaat, harcı çok…

Rüyalarından korkma.

Sus.

“Bir gün gelecek, hep çocuk kalacaksın!”

“Doğum günün kutlu olsun.”

*

(2015)

Ben çok zaman önce fark ettim,

Kendimi anlayamadığımı,

Elveda ardımda kalan yıllarım…

*

(2016)

Ben otuzlu yaşlarının başında kocaman bir adamım. Elif’in eşi, Reyyan’ın babası, ve ve ve…

Rabbim, kalplerimizde gizli olan duaları biliyor.

Rabbim, bizi sınıyor…

Keşke daha fazla kelime kurabilseydim, keşke daha çok zamanım olabilseydi, keşke bu kadar hızlı…

Şükürler olsun Rabbim, Acizim! Affına sığınıyorum…

Bugün benim doğum günüm, otuzlu yıllarımın ikincisindeyim…

*

(2017)

8 Nisan benim doğum günüm. Ardımda bıraktığım koca sene de hayatıma Civanmert dahil oldu. Oğlum, hoş geldin. Baban biraz garip bir varlık. İçine kapanık. Duygularını tek başına yaşıyor. Fakat sen onun umudusun…

Kelimelerle arama örülen duvarı yıkmaya çalışıyorum.

*

(2018)

Ben bir kelimeyim, korkarım ki sen bunun farkına varamasan da benim bir kalbim var. Gerçek ya da mecaz anlamlarımla bir şeyleri anlatmaya çalışıyorum sana. Gün içinde öznel ya da nesnel olarak senin için çalışıyorum, derdinle dertleniyorum, sorguluyorum. Sonra akşam oluyor ve yan anlamlarımla ötekileşiyorum. Ötekileşmekle kalmıyor zıtlaşıyorum. Ben senin için dış kapının mandalı gibiyim biliyorum.

Ben bir kelimeyim… Kelimeler arasından sadece biriyim… Sıradan, basit, sesteş…

 

1 Yorum


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir